Yayın tarihi: 30 Haziran 2026. Yazıdaki AB Yapay Zekâ Tüzüğü (AI Act) takvimi, Dijital Omnibus süreci nedeniyle değişebilir; bu tarih itibarıyla günceldir.

Özet: AB Yapay Zekâ Tüzüğü’nün (AI Act) 50. maddesindeki şeffaflık yükümlülükleri 2026’da uygulanmaya başlıyor. Bu yazı, yükümlülüğün kapsamını, birbirinden farklı iki uygulama tarihini (sohbet robotu bildirimi ve yapay içerik işaretlemesi), Türkiye’deki işletmeler bakımından olası etkisini ve KVKK ile bağlantısını ele alır.

Tek Bildirim, İki Ayrı Tarih

Müşteri hattında bir sohbet robotu çalıştıran ya da pazarlama görsellerini yapay zekâ ile üreten bir işletme için 2026, yeni bir bildirim yükümlülüğünün başladığı yıldır. AB Yapay Zekâ Tüzüğü’nün (AI Act) 50. maddesi, kullanıcının bir yapay zekâ ile etkileşimde olduğunu ve bir içeriğin yapay yollarla üretildiğini bilmesini istiyor ve bunu güvence altına almayı amaçlıyor.

Bu yükümlülüklerin tek bir tarihte değil, birbirinden farklı iki tarihte devreye girmesi ise çoğu durumda atlanan bir ayrıntıdır. Aşağıda hangi tarihte neyin başladığını ve bunun teknik olarak ne anlama geldiğini ele alıyoruz.

Şeffaflık Yükümlülüğü Nedir?

AI Act’in 50. maddesi, belirli yapay zekâ sistemlerini geliştiren (sağlayıcı) ve kullanan (uygulayıcı) taraflara şeffaflığa yönelik bir dizi bildirim yükümlülüğü getiriyor. Temel ilke: kişinin, bir insanla değil bir yapay zekâ ile etkileşimde olduğunu bilmesinin sağlanmasıdır. Kullanıcıyla doğrudan konuşan sohbet robotlarında, kişilerin bir insanla değil bir yapay zekâyla iletişim kurduğunun açıkça belirtilmesi gerekiyor.

Yükümlülükler yalnızca sohbet robotlarıyla sınırlı değil. Yapay zekâ ile üretilen veya değiştirilen metin, görsel, ses ve video içerikleri de (deepfake dâhil) yapay yollarla oluşturulduğunun anlaşılabilir bir şekilde işaretlenmesi gerekmektedir. Burada metnin tam ifadesi önemli: 50. madde bu işaretlemeyi “teknik olarak mümkün olduğu ölçüde” ve makine tarafından okunabilir biçimde arıyor. Bu kayıt, birazdan değineceğimiz teknik gerçekle doğrudan ilgili.

İki Tarih, İki Farklı Yükümlülük

Konuyla ilgili pek çok özet “şeffaflık yükümlülükleri 2 Ağustos 2026’da başlıyor” der ve orada durur. Doğru, ama eksik. İki yükümlülük ayağının uygulama tarihi farklı:

İki yükümlülüğü tek tarihe bağlamak ilk bakışta küçük bir ayrıntı gibi durabilir; ama değil. Birincisi bir arayüz bildirimi, teknik olarak basit. İkincisi ise sağlayıcı tarafında altyapı kurmayı gerektiren bir mühendislik işi. İkisini eşitleyen bir okuma, asıl ağır kısmı gözden kaçırma riski taşımaktadır.

İşaretleme Neden Bir “Kutucuk” Değil?

İçeriğin işaretlenmesi, bir formda kutucuk işaretlemeye benzemiyor. Metin işaretlemenin (text watermarking) güvenilir ve silinemez bir çözümü pratikte hâlâ oturmuş değil. Görüntü, ses ve video tarafında C2PA gibi köken yöntemleri var; ancak bunlar ekran görüntüsü ya da yeniden kodlama gibi basit işlemlerle kolayca bozulabiliyor. Yasanın “teknik olarak mümkün olduğu ölçüde” kaydı tam da bu belirsizliği karşılıyor.

Aralık 2026’ya kadar tanınan ek süre de bir lütuf değil, bu teknik olgunlaşmamışlığın kabulü. Aynı gerekçe, Tüzük’ün diğer ağır yükümlülüklerinin ertelenmesinin de arkasında yatıyor.

Yüksek Riskli Sistemlerde Takvim: Ertelendi, Ama Henüz Kesinleşmedi

2026 içinde yürüyen basitleştirme süreci (Dijital Omnibus) Tüzük’ün takvimini etkiledi. 19 Kasım 2025’te başlayan ve Avrupa Parlamentosu’nun 16 Haziran 2026’da onayladığı süreçte, Ek III kapsamındaki bağımsız yüksek riskli sistemlere ilişkin yükümlülüklerin uygulanması 2 Aralık 2027’ye, ürünlere gömülü yüksek riskli sistemler için 2 Ağustos 2028’e ötelendi.

Burada dikkatli olmakta yarar var. Avrupa Parlamentosu’nun ardından, AB Konseyi de bu değişiklikleri henüz dün (29 Haziran 2026) resmi olarak onayladı; ancak erteleme henüz AB Resmî Gazetesi’nde yayımlanmadığından, yayıma kadar 2 Ağustos 2026 hukuken geçerli tarih olmaya devam ediyor. Yani “2027’ye kadar vaktim var” diye süreçleri tümüyle bekletmek erken bir rahatlık olur; uyum planlamasında tek bir tarihe bel bağlanmamalı.

Önemli bir nokta: 50. maddedeki şeffaflık yükümlülükleri bu ertelemenin dışında. Yukarıdaki 2026 tarihleri planlandığı gibi işliyor. Genel amaçlı yapay zekâ (GPAI) modelleri bakımından Avrupa Komisyonu’nun denetim ve yaptırım yetkilerinin de 2 Ağustos 2026’da devreye girmesi öngörülüyor.

Türkiye’deki İşletmeler İçin Önemi

AI Act, tıpkı GDPR gibi sınır ötesi etki doğuracak bir uygulama alanına sahip. Çıktısı Birlik içinde kullanılan bir yapay zekâ sistemini sunan veya kullanan, Türkiye merkezli bir işletme de bu kapsama girebilir.

Somut bir örnek üzerinden düşünelim. Avrupa’ya ihracat yapan bir sanayi firması, müşteri destek hattında yapay zekâ tabanlı bir sohbet robotu kullanıyor ve ürün görsellerini yapay zekâ ile üretiyor olsun. Bu firma, kullanıcıların robotla konuştuğunu fark ettiğinden ve ürettiği görsellerin işaretlendiğinden emin olmak için süreçlerini gözden geçirmek durumunda kalabilir.

Türkiye’de yapay zekâya özgü kapsamlı bir kanun henüz yürürlükte değil. Konu, son dönemde TBMM’ye taşınan kanun tekliflerinde gündeme geliyor; bir kısmı yapay zekâ ile üretilen içeriğin kaynağının şeffaflaştırılmasına dair düzenlemeler içeriyor. Bu metinler henüz yasalaşmadı; ancak gelişmelerin takibi, ileride doğabilecek uyum gereksinimleri açısından isabetli olur.

KVKK ile Bağlantı

Yapay zekâ sistemleri çoğu zaman kişisel veri işlediğinden, AI Act’in şeffaflık yükümlülükleri kişisel verilerin korunması mevzuatıyla yakından ilişkilidir. Avrupa Veri Koruma Kurulu (EDPB), yapay zekâ modellerinde kişisel veri işlenmesine dair görüşlerinde hesap verebilirliğe, kayıt tutmaya ve hukuki dayanağın somut değerlendirilmesine dikkat çekmektedir.

Türkiye bakımından 6698 sayılı Kanun kapsamında aydınlatma yükümlülüğü, veri güvenliği ve amaçla bağlılık ilkesi, yapay zekâ uygulamalarında da göz önünde bulundurulması gereken başlıklar arasındadır.

Uyum İçin Bakılabilecek Başlıklar

Şeffaflık yükümlülüklerine hazırlanan işletmeler için değerlendirilebilecek başlıklar şunlardır:

Bu başlıkların her işletmenin somut durumuna göre ayrıca ele alınması yerinde olacaktır.

Sonuç

Yapay zekâ araçları iş hayatının bir parçası hâline gelirken, şeffaflık yükümlülükleri 2026’da iki ayrı tarihte devreye giriyor: etkileşim bildirimi için Ağustos, içerik işaretlemesi için Aralık. Yüksek riskli sistemlerdeki erteleme ise henüz resmen kesinleşmiş değil. Bu tablo karşısında yapay zekâ kullanan işletmelerin gelişmeleri yakından izlemesi ve süreçlerini güncel çerçeveye göre değerlendirmesi, tek bir tarihe bel bağlamaktan daha güvenli bir yol.

Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki görüş niteliği taşımaz. Somut durumlar bakımından profesyonel hukuki destek alınması önerilir.

Kaynaklar

Not: Dijital Omnibus’un nihai metni AB Resmî Gazetesi’nde yayımlandığında, yukarıdaki tarihlerin (2 Aralık 2026 dâhil) son hâliyle teyit edilmesi gerekmektedir.

← Tüm Makaleler